LuvStudy logosu
LuvStudy

İngilizce kelime öğren

Bloga dön

Yeni başlayanlar için İngilizce gramer: temel kurallar ve açıklamalı örnekler

Yeni başlayanlar için İngilizce gramer: temel kurallar ve açıklamalı örnekler

Bir kişiyi, bir eylemi ve bir nesneyi anlatan kelimeleri bilsen de bunları nasıl birleştireceğinden emin olamayabilirsin. İngilizce gramer, yani dil bilgisi, bu bağlantıları açıklar: bir işi kimin yaptığı, o işin düzenli mi yoksa şu anda mı gerçekleştiği, hangi nesneden söz ettiğin ve bir bilgi mi verdiğin yoksa soru mu sorduğun. Dil bilgisinin günlük hayattaki amacı, söylemek istediğini açıkça anlatmanı sağlamaktır.

Yeni başlayan biri için asıl zorluk çoğu zaman tek bir karmaşık kural değil, aynı cümlede verilmesi gereken birkaç küçük karardır. Hangisini kullanmalısın: is yoksa does? Fiile -s eklenmeli mi? İsimden önce hangisi gelmeli: a yoksa the? Sistemi anlamlı bir sırayla öğrenmek, bu seçimlerin nedenini kavramanı kolaylaştırır.

Bu rehber, söz konusu temeli adım adım kurar. Kendini tanıtmak, günlük olaylardan söz etmek, bilgi istemek ve basit düşünceleri birbirine bağlamak için ihtiyaç duyacağın İngilizce gramer konularını kapsar. Bütün istisnaları sıralamayı amaçlamaz. Her bölümde bir yapı açıklanır ve açıklamanın yanında örneklere yer verilir. Böylece hem cümlenin nasıl kurulduğunu hem de belirli bir yapının neden kullanıldığını görebilirsin.

İngilizce cümlenin yapısıyla başla

Normal bir düz cümlede özne genellikle fiilden önce gelir. Özne, cümlenin kim veya ne hakkında olduğunu belirtir; fiil ise bir eylemi ya da durumu anlatır. Eylemin bir nesnesi varsa bu nesne çoğunlukla fiilden sonra gelir. Maya reads a message. cümlesi “Maya bir mesaj okur” anlamındadır: Maya özne, reads fiil, a message ise nesnedir.

Bu sıra anlamı belirler. The dog follows the boy. cümlesinde, yani “Köpek çocuğu takip eder” derken, takip eden köpektir. İki ismin yerini değiştirmek, kimin kimi takip ettiğini değiştirir. Türkçede fiil çoğunlukla sonda yer alır ve kelime sırası vurguya göre değişebilir; İngilizcede aynı esneklik her zaman yoktur. Önce özneyi ve fiili bul, sonra düşünceyi tamamlamak için gereken bilgiyi ekle.

Her cümlenin nesneye ihtiyacı yoktur. The baby sleeps. (“Bebek uyur.”) kendi başına tamamlanmış bir cümledir. The baby is tired. (“Bebek yorgun.”) cümlesinde ise is, özneyi onu tanımlayan ifadeye bağlar. Türkçede özneyi çoğu zaman söylemeyebilirsin, ancak İngilizcede normal, tam bir düz cümlede öznenin açıkça bulunması gerekir. It is cold. (“Hava soğuk.”) cümlesindeki it belirli bir nesneye gönderme yapmasa da kullanılır. Emir cümleleri yaygın bir istisnadır: Open the window. (“Pencereyi aç.”), you demeden doğrudan dinleyene seslenir.

Zamirler: işi yapanı ve işten etkileneni belirtmek

Zamirler, her seferinde isimlerini tekrarlamadan kişilerden ve nesnelerden söz etmemizi sağlar. Biçimleri, cümledeki görevlerine göre değişebilir. Özne zamiri özne konumunda kullanılır; nesne zamiri ise birçok fiilden ve edatlardan sonra gelir. She knows me. (“O beni tanıyor.”) cümlesinde she özne, me ise nesnedir. Bunların yerine sırasıyla her ve I koyarsan cümlenin yapısı yanlış olur. Türkçedeki “ben” ile “beni” farkı, zamirin görevi değiştiğinde biçiminin de değişebileceğini anlamana yardımcı olabilir.

ÖzneNesneİsimden önce kullanılan iyelik biçimi
Imemy
youyouyour
hehimhis
sheherher
ititits
weusour
theythemtheir

Son sütundaki biçimler, sözünü ettiğimiz kişi veya şeyin kime ait olduğunu belirtir: my friend “benim arkadaşım”, their house “onların evi” demektir. Bu biçimlerden sonra bir isim gelir. This is my bag. (“Bu benim çantam.”) ile This bag is mine. (“Bu çanta benim.”) cümlelerini karşılaştır: mine tek başına kullanılabilir. my bag doğru, the my bag ise yanlıştır. Kişi adlarında sahiplik 's ile gösterilebilir: Maya's bag, “Maya’nın çantası” anlamına gelir.

You hem tek kişiye hem de birden fazla kişiye hitap edebilir; fiilin onunla uyumlu biçimi değişmez. They birden fazla kişiyi veya şeyi belirtebilir; ayrıca örneğin cinsiyeti bilinmeyen tek bir kişi için de kullanılır. Tek kişiden söz edildiğinde de they are ve they have gibi biçimler kullanılır. Zamirleri yalnızca tek tek Türkçe karşılıklarıyla ezberleme; tam cümlelerin içinde öğren.

Be fiili: am, is ve are neden önemli?

be fiili, özneyi kimliği, durumu veya bulunduğu yerle ilgili bilgiye bağlar. Şimdiki zamana ait kullanımlarda am biçimini I ile; is biçimini he, she, it ve tekil isim öznelerle; are biçimini ise you, we, they ve çoğul isim öznelerle kullan. Seçimi belirleyen, fiile en yakın kelime değil, öznedir.

My sister is a doctor. (“Kız kardeşim doktor.”) cümlesindeki is, kişiyi mesleğiyle ilişkilendirir. We are tired. (“Yorgunuz.”) cümlesi kişilerin durumunu, The keys are on the table. (“Anahtarlar masanın üzerinde.”) ise nesnelerin yerini belirtir. Türkçede bu anlamlar bir ekle veya açıkça söylenen bir fiil olmadan verilebilir; İngilizcede bu standart cümleler be fiilini gerektirir. Yaş belirtirken de aynı yapı kullanılır: I am twenty. (“Yirmi yaşındayım.”)

Olumsuz cümle kurmak için fiilden sonra not getir: She is not ready. (“O hazır değil.”) Soru kurmak için fiili öznenin önüne al: Is she ready? (“O hazır mı?”) Bu yapıya do ekleme. I'm, isn't ve aren't gibi kısaltmalar konuşmada ve gündelik yazışmalarda yaygındır.

Be, her eylemden önce yerleştirilen genel bir yardımcı kelime değildir. I work. (“Çalışırım.”) cümlesinde am gerekmez. I am working. (“Şu anda çalışıyorum.”) ise ileride açıklanacak farklı ve doğru bir yapıdır. I am work. ifadesi bu iki yapıyı yanlış biçimde birleştirir.

İsimler: tekil, çoğul ve doğrudan sayılmayanlar

Sayılabilen bir isim, tek tek sayabildiğimiz bir şeyi belirtir: bir bilet, iki bilet gibi. İngilizcede çoğul eki çoğunlukla -s olur, ancak yazım kuralları değişebilir: box–boxes (kutu–kutular), city–cities (şehir–şehirler), boy–boys (erkek çocuk–erkek çocuklar). child–children (çocuk–çocuklar) gibi düzensiz çoğullar da vardır. Bir kelimeyi çoğul yapmak için kesme işareti ekleme.

Sayılamayan isimler, yaygın anlamlarıyla farklı kullanılır. Water (su), information (bilgi) ve furniture (mobilya) bu anlamlarda normalde doğrudan sayılmaz. “Biraz bilgi” demek için some information kullan; an information yanlış olur. Miktar veya birim saymak için uygun bir sayılabilen isim ekle: two glasses of water “iki bardak su”, three pieces of furniture ise “üç parça mobilya” demektir.

Sayılabilirlik, bir nesnenin gerçek hayatta sayılıp sayılamamasından ibaret değildir; kelimenin kullanımına ve anlamına bağlıdır. Bir isim iki biçimde de kullanılabilir: chicken tavuk etini belirtirken a chicken tek bir hayvanı, “bir tavuk” anlamını belirtir. Amaçladığın anlamdaki kullanımı bir öğrenenler sözlüğünden kontrol edebilirsin. Türkçede sayabildiğin veya çoğul yapabildiğin her ismin İngilizcede de aynı biçimde kullanılacağını varsayma.

Some, olumlu cümlelerde sık sık belirli olmayan bir miktarı belirtir: We have some rice. (“Biraz pirincimiz var.”) Any ise olumsuz cümlelerde ve belirli bir yanıt beklenmeden sorulan sorularda yaygındır: We don't have any rice. (“Hiç pirincimiz yok.”) Bunlar sık görülen kullanımlardır, istisnasız kurallar değildir. Örneğin ikram ederken genellikle some kullanılır: Would you like some tea? (“Biraz çay ister misin?”) Miktar sorularında çoğul sayılabilen isimle How many tickets? (“Kaç bilet?”), sayılamayan isimle ise How much water? (“Ne kadar su?”) kullan.

Artikeller: a, an, the ne zaman kullanılır?

Artikeller, dinleyenin hangi kişiden veya şeyden söz ettiğini anlamasına yardımcı olan kelimelerdir. Türkçede bunlarla birebir örtüşen bir sistem yoktur. Bir türün tek bir üyesini tanıtırken, dinleyen için hangisi olduğunu belirtmiyorsan tekil sayılabilen isimle a/an kullan. Dinleyen hangi kişi veya şeyi kastettiğini anlayabiliyorsa the kullan. I bought a lamp. The lamp is blue. (“Bir lamba aldım. Lamba mavi.”) örneğinde ikinci cümle, daha önce tanıtılmış olan lambaya döner. Türkçedeki “bir”, ilk cümlenin anlamını kavramana yardımcı olur; ancak İngilizcedeki artikel kuralları Türkçedeki kullanımın aynısı değildir.

Kural yalnızca “ilk söz edişte biri, ikinci söz edişte diğeri” değildir. Hangi kapının kastedildiği belliyse daha önce sözünü etmeden de Could you close the door? (“Kapıyı kapatabilir misin?”) diyebilirsin. a ile an arasında seçim yaparken yazılı harfe değil, ardından gelen sese bak: a university ifadesinde “üniversite” anlamındaki kelime /j/ sesiyle başlar; an hour ifadesinde ise “saat” anlamındaki kelime ünlü sesle başlar.

Genel bir şey söylerken çoğul ve sayılamayan isimler çoğu zaman artikel almaz: Dogs need exercise. (“Köpeklerin egzersize ihtiyacı vardır.”) Tekil sayılabilen bir isim ise normalde bir belirleyici gerektirir: a book (“bir kitap”), the book (“söz konusu kitap”) veya my book (“kitabım”). Burada belirleyici, ismin neyi belirttiğini netleştiren kelimedir. Ayrıntılar için Cambridge’in İngilizce artikel açıklamasını inceleyebilirsin.

Sıfatlar, zarflar ve temel karşılaştırmalar

Sıfat, bir kişiyi veya şeyi niteler. Genellikle a quiet room (“sessiz bir oda”) örneğinde olduğu gibi isimden önce ya da be fiilinden sonra gelir: The room is quiet. (“Oda sessiz.”) İngilizcede sıfatlar normalde ismin çoğul olmasına veya dil bilgisel cinsiyete göre değişmez. Aynı quiet sıfatı two quiet rooms (“iki sessiz oda”) ifadesinde de kullanılır. Çoğul ekini sıfata değil, isme ekle. Ayrıca Türkçede sayıdan sonra “iki oda” desek de İngilizcede bu örnekte isim çoğuldur.

Zarf, bir eylemin nasıl yapıldığını anlatabilir. Kişiyi niteleyen She is careful. (“O dikkatlidir.”) ile kişinin araç kullanışını anlatan She drives carefully. (“O dikkatli bir şekilde araba kullanır.”) cümlelerini karşılaştır. Birçok durum zarfı -ly ile biter, ancak bir kelimenin türünü yalnızca bu eke bakarak belirleyemezsin. Fast hem sıfat hem zarf olabilir; friendly ise sıfattır. good sıfatına karşılık gelen yaygın zarf well biçimidir.

İki şeyi karşılaştırırken birçok kısa sıfat -er eki alır: This bag is cheaper than that one. (“Bu çanta ondan daha ucuz.”) Birçok uzun sıfat ise more ile kullanılır: This chair is more comfortable. (“Bu sandalye daha rahat.”) En üstünlük biçimleri, bir grup içindeki en uç dereceyi belirtir: the cheapest bag “en ucuz çanta”, the most comfortable chair “en rahat sandalye” demektir. good–better–best (iyi–daha iyi–en iyi) gibi bazı biçimler düzensizdir. Yeni bir sıfat öğrendiğinde işine yarayacak karşılaştırma biçimlerini de öğren ve more cheaper gibi iki karşılaştırma yolunu bir arada kullanan yanlış yapılardan kaçın.

Have ve there is: sahiplik ile varlığı ayırmak

Sahiplikten, birçok kişisel ilişkiden ve özellikten söz etmek için have kullan. Present Simple yapısında has biçimi, he, she, it ve tekil isim öznelerle kullanılır: Maya has a bicycle. (“Maya’nın bir bisikleti var.”) Bu yapıda soru ve olumsuz cümleler do/does ile kurulur: Does Maya have a bicycle? (“Maya’nın bisikleti var mı?”) does sonrasında asıl fiil have olur, has olmaz. Bu, fiilin yalın hâlidir: sözlükteki biçiminin önünde to bulunmayan hâli. have, work ve go buna örnektir.

Özellikle Britanya İngilizcesinde günlük konuşmada sahiplik belirtirken have got yapısıyla da karşılaşırsın. Bunun ayrı bir soru kalıbı vardır: Have you got a bicycle? (“Bisikletin var mı?”) İki yapı da kullanışlıdır, ancak onları Do you have got ...? biçiminde birbirine karıştırma. Öğrenirken önce bir yapıyı tutarlı biçimde kullanarak başla.

There is ve there are bir şeyin varlığını veya bir yerde bulunduğunu belirtir. Bir dükkânın varlığından ilk kez söz ederken There is a shop near my house. (“Evimin yakınında bir dükkân var.”), çoğul için ise There are two shops. (“İki dükkân var.”) kullan. Bunu The shop is near my house. (“Dükkân evimin yakınında.”) ile karşılaştır: burada hangi dükkândan söz edildiği bellidir ve onun yerini tarif edersin. Türkçede hem sahiplikte hem bir şeyin bulunduğunu söylerken “var” kullanılabilir; İngilizcede bu yapıları ayırman gerekir. Bu varlık bildiren cümlelerde there, uzaktaki bir yeri, yani “orada” anlamını belirtmez.

Present Simple: alışkanlıklar, gerçekler ve mevcut durumlar

Present Simple yapısını alışkanlıklar, genel gerçekler ve şu an için genel olarak doğru kabul ettiğin durumlar için kullan. I walk to work. (“İşe yürüyerek giderim.”) olağan bir alışkanlığı anlatır; konuşma anında yürüyor olman gerekmez. She lives near the station. (“O istasyonun yakınında yaşıyor.”) kişinin mevcut durumunu anlatır; sonsuza kadar orada yaşayacağını söylemez. Bu yüzden yapıyı Türkçedeki tek bir zaman ekiyle eşleştirmek yerine ifade ettiği anlama dikkat et.

Çoğu fiilde I, you, we, they özneleriyle yalın hâli kullan. he, she, it veya tekil isim özneyle ise -s ekini ya da yazım kuralına uygun biçimini ekle: works, watches, studies. Soru ve olumsuz cümlelerde does zaten bu kişi bilgisini taşır; bu nedenle asıl fiil yalın hâline döner: Does she work here? (“O burada çalışıyor mu?”), She doesn't work here. (“O burada çalışmıyor.”)

I, you, we, they ve çoğul isim öznelerle bu sorularda do, olumsuz cümlelerde ise do not kullanılır. Olumsuz biçim genellikle don't diye kısaltılır: Do they work here? (“Onlar burada çalışıyor mu?”), They don't work here. (“Onlar burada çalışmıyor.”) Asıl fiil yalın hâlde kalır. be fiilinin daha önce açıklanan kendi yapısını izlediğini unutma.

often (“sık sık”) ve usually (“genellikle”) gibi sıklık belirten kelimeler çoğunlukla asıl fiilden önce, be fiilinden ise sonra gelir: I usually cook. (“Genellikle yemek yaparım.”), I am usually busy. (“Genellikle meşgulüm.”) Present Simple, tarife ve programlardaki saatleri anlatırken de kullanılabilir. Daha az rastlanan kullanımlara geçmeden önce temel anlamlarını öğren; ek çalışma için British Council’ın İngilizce Present Simple rehberinden yararlanabilirsin.

Present Continuous: devam eden eylemler ve geçici durumlar

Present Continuous yapısı, am/is/are ve ardından gelen fiilin -ing biçimiyle kurulur. İki bölüm de gereklidir: I am reading. (“Okuyorum.”) doğrudur; I reading. yanlıştır. Bu yapı, bir eylemi söz ettiğin zamanın çevresinde devam ediyor olarak sunar. Bu, tam konuştuğun an veya içinde bulunduğun geçici bir dönem olabilir.

She works in a hotel. (“O bir otelde çalışıyor.”) ile She is working in a hotel this month. (“O bu ay bir otelde çalışıyor.”) cümlelerini karşılaştır. İlk cümle kişinin işini mevcut genel durumu olarak anlatır. İkincisi bunun geçici olduğunu vurgular; cümleyi söylediğin saniyede işinin başında olması gerekmez. Türkçede ikisini de “çalışıyor” diye çevirebilirsin, ancak İngilizce yapılar farklı bakış açıları sunar. Seçimi yalnızca bir zaman kelimesinin bulunması değil, vermek istediğin anlam belirler.

Durum bildiren birçok fiil, örneğin yaygın durum anlamlarıyla know (“bilmek”) ve need (“ihtiyaç duymak”), normalde Simple yapılarla kullanılır. Şu andan söz ederken de I know the answer. (“Cevabı biliyorum.”) de. Bazı fiillerin anlamı Simple ve Continuous kullanımlarında değişir. Bu nedenle başlangıçta yararlı olan bu kuralı, belirli bir fiilin hiçbir zaman -ing biçiminde kullanılamayacağı şeklinde genelleme.

Past Simple: geçmişte tamamlanmış bir durumdan söz etmek

Past Simple, bir olayı veya durumu geçmişte kalmış bir zaman dilimine yerleştirir. Bu zaman We visited our friends yesterday. (“Dün arkadaşlarımızı ziyaret ettik.”) örneğindeki gibi açıkça söylenebilir veya konuşmadan anlaşılabilir. Bu yapıyı kullanmak için cümlede yesterday (“dün”) kelimesinin bulunması gerekmez. Belirleyici olan, belirli bir anahtar kelimenin varlığı değil, geçmiş zaman bağlamıdır.

Düzenli fiillerin geçmiş biçimi normalde -ed ekiyle ve gerektiğinde yazım değişiklikleriyle oluşturulur. Düzensiz fiillerin öğrenilmesi gereken ayrı biçimleri vardır: go–went (“gitmek”) ve see–saw (“görmek”) gibi. Bu eylem fiilleriyle olağan soru ve olumsuz cümlelerde did veya didn't ile fiilin yalın hâlini kullan: Did you go? (“Gittin mi?”), I didn't go. (“Gitmedim.”) Geçmiş zaman bilgisini zaten did taşır; bu nedenle didn't went yanlış olur.

Be fiilinin geçmiş biçimi farklıdır: I/he/she/it was ve you/we/they were. Soru için Was she at home? (“O evde miydi?”), olumsuz cümle için She wasn't at home. (“O evde değildi.”) kullan; bunlara did ekleme. Çalışırken be ile diğer asıl fiiller arasındaki bu ayrımı özellikle gözet.

Gelecekten söz etmek: will, going to ve ayarlanmış planlar

İngilizcede gelecekten söz etmenin birden fazla yolu vardır. Will ve ardından gelen fiilin yalın hâli bir tahmini, sözü veya konuşma anında alınan kararı ifade edebilir. Birinin çanta taşırken zorlandığını görürsen I'll help you. (“Sana yardım edeceğim.”) diyerek o anda verdiğin kararı belirtebilirsin. Olumsuz biçim olan won't, will not ifadesinin kısaltmasıdır.

Be going to ve ardından gelen fiilin yalın hâli, çoğu zaman önceden var olan bir niyeti veya şu anki belirtilere dayanan bir tahmini anlatır. I'm going to study tonight. (“Bu akşam ders çalışacağım.”), zaten yapmış olduğun bir planı belirtir. Bu yapıda am/is/are kısmını atlama; I going to study eksik bir ifadedir.

Present Continuous, önceden ayarlanmış bir gelecek olayını da anlatabilir: We're meeting our teacher tomorrow. (“Yarın öğretmenimizle buluşuyoruz.”) Bu yapıların kullanımları kesişebilir ve hangisinin doğal olduğunu bağlam etkiler. Türkçede gelecekle ilgili her ifadeyi İngilizceye will ile çevirmek zorunda değilsin. Önce bir kararı mı duyurduğunu, bir niyeti mi anlattığını, yoksa ayarlanmış bir plandan mı söz ettiğini belirle.

Present Perfect: geçmişin bugünle bağlantısına giriş

Present Perfect, have/has ile fiilin genellikle üçüncü hâli diye öğretilen past participle biçimini birleştirir. Düzenli fiillerde bu biçimin yazılışı -ed alan geçmiş biçimiyle aynıdır; düzensiz fiillerde ise farklı olabilir: write–wrote–written gibi. Bu yapı geçmişteki bir durumu yalnızca bitmiş bir zamana yerleştirmek yerine bugünle ilişkilendirir. Türkçede tek bir zaman ekiyle birebir örtüşmediği için neyi vurguladığına odaklan.

Örneğin I have lost my key. (“Anahtarımı kaybettim.”), şu anda kapıyı neden açamadığını açıklayabilir. I lost my key yesterday. (“Anahtarımı dün kaybettim.”) ise kaybetme olayını belirtilmiş, geçmişte kalmış bir zamana yerleştirir. Present Perfect normalde yesterday gibi bitmiş bir zamanı belirten ifadelerle kullanılmaz. Ayrıca bugüne kadarki deneyimleri ve hâlâ devam eden bazı durumları anlatır: I have lived here for two years. (“İki yıldır burada yaşıyorum.”) Bu örnekte kişi hâlâ orada yaşamaktadır. Bu bölüm konuya bir giriş niteliğindedir; diğer kullanımlar için British Council’ın İngilizce Present Perfect açıklamasına bakabilirsin.

Soru ve olumsuz cümleler: doğru yapıyı seçmek

İngilizcede bütün sorular aynı yardımcı kelimeyi ekleyerek kurulmaz. Önce cümledeki fiil yapısına bak. be varsa onu öznenin önüne al. Present Simple veya Past Simple yapısında diğer asıl fiillerle kurulan soruların çoğu do/does/did gerektirir. can gibi bir kiplik yardımcı fiili varsa o fiili öznenin önüne al. Tabloda Present Perfect yapısındaki yardımcı have kullanımı da yer alır.

Olumlu cümleSoru cümlesiOlumsuz cümle
She is ready. (O hazır.)Is she ready? (O hazır mı?)She isn't ready. (O hazır değil.)
She works here. (O burada çalışıyor.)Does she work here? (O burada çalışıyor mu?)She doesn't work here. (O burada çalışmıyor.)
She can help. (O yardım edebilir.)Can she help? (O yardım edebilir mi?)She can't help. (O yardım edemez.)
She has finished. (O bitirdi.)Has she finished? (O bitirdi mi?)She hasn't finished. (O bitirmedi.)

Birden fazla fiilden oluşan bir yapıda soruyu ilk yardımcı fiille kur; olumsuzluk için not kelimesini onun arkasına getir: Is she working? (“O çalışıyor mu?”), She isn't working. (“O çalışmıyor.”) Yardımcı fiil olan have, Has she finished? (“O bitirdi mi?”) sorusunda, sahiplik belirten Does she have a bicycle? (“Onun bisikleti var mı?”) yapısından farklı davranır. Soru kelimeleri normalde soru yapısının önüne gelir: Where does she work? (“O nerede çalışıyor?”) Uygun bir yardımcı fiil zaten varsa bir de do ekleme.

Sık karşılaşılan bir istisna, doğrudan özneyi soran sorulardır. Özel bir vurgu taşımayan Who works here? (“Burada kim çalışıyor?”) sorusunda who öznenin yerini alır; bu nedenle does kullanılmaz. Bunu Who does she help? (“O kime yardım ediyor?”) ile karşılaştır: burada özne hâlâ she zamiridir ve soru nesne hakkındadır. Bu ayrım Cambridge’in İngilizce soru kelimeleri rehberinde daha ayrıntılı açıklanır.

Can, should ve must: yapabilme, tavsiye ve zorunluluk

Kiplik yardımcı fiilleri, başka bir fiile yapabilme, izin, tavsiye veya zorunluluk gibi anlamlar ekler. Yeni başlarken can, should ve must iyi bir başlangıç noktasıdır. Bunlardan sonra fiilin to almayan yalın hâli gelir ve bu yardımcı fiillere üçüncü tekil kişi -s eki eklenmez: She can swim. (“O yüzebilir.”) doğrudur; She cans to swim. yanlıştır.

Can bir beceriyi anlatabilir veya izin istemek için kullanılabilir: Can I sit here? (“Buraya oturabilir miyim?”) Should genellikle tavsiye verir: You should rest. (“Dinlensen iyi olur.”) Must güçlü bir zorunluluk belirtebilir: You must show your ticket. (“Biletini göstermek zorundasın.”) Bunlar yararlı temel anlamlardır; bu fiillerin mümkün olan bütün kullanımları bunlarla sınırlı değildir.

Olumsuz biçimlere dikkat et. You mustn't enter. içeri girmenin yasak olduğunu belirtir. You don't have to enter. ise “İçeri girmek zorunda değilsin” demektir; girmeyi yasaklamaz. Bu anlamlar birbirinin yerine geçmez. Have to da zorunluluk belirtir, ancak dil bilgisi açısından Does she have to ...? gibi biçimlerle kullanılır. Ayrıntılar için Cambridge’in İngilizce must açıklamasını inceleyebilirsin.

Edatlar: zamanı, yeri ve hareketi anlatmak

Edatlar, bir isim veya zamiri cümlenin geri kalanına bağlar. Bir yeri, zamanı veya yönü belirtebilirler. Türkçede aynı ilişkiler çoğu zaman “-de”, “-e” gibi eklerle ya da “üzerinde” gibi ifadelerle kurulur. Bir İngilizce edatın her bağlamda tek bir Türkçe karşılığı olması beklenemez. Bu yüzden edatı çevresindeki ifadeyle birlikte öğrenmek, her yerde aynı çeviriyi kullanmaya çalışmaktan daha yararlıdır.

Yer belirtirken in çoğunlukla bir alanın veya yerin içinde bulunmayı, on bir yüzeyin üzerinde bulunmayı, at ise belirli bir noktada veya bir etkinlikle ilişkili yerde bulunmayı anlatır. in the box (“kutunun içinde”), on the desk (“masanın üzerinde”) ve at the bus stop (“otobüs durağında”) ifadelerini karşılaştır. Bunlar başlangıç için yararlı örüntülerdir, eksiksiz tanımlar değildir. on the bus (“otobüste”) gibi yerleşmiş ifadeleri de öğrenmen gerekir.

Zaman belirtirken saatlerle at, gün ve tarihlerle on, ay, yıl ve mevsimlerle in kullan. Bu kuralların örnekleri at seven (“yedide”), on Monday (“pazartesi günü”) ve in September (“eylülde”) ifadeleridir. next Monday (“gelecek pazartesi”) ve last year (“geçen yıl”) gibi ifadeler normalde bu edatlardan birini almaz. Bir yere doğru hareket çoğunlukla to ile anlatılır: go to school (“okula gitmek”) gibi. Ancak günlük kullanımda “eve gitmek” go home olur ve to kullanılmaz. Karşılaştığın bu birleşimlere dikkat et ve onları bütün olarak not al.

And, but ve because ile düşünceleri bağlamak

Basit bir cümle kurabildiğinde onu ikinci bir düşünceyle birleştir. And (“ve”) bilgi ekler, but (“ama”) karşıtlık belirtir, because (“çünkü”) ise neden gösterir. Bağlantı yalnızca cümleyi uzatmamalı, anlatmak istediğin ilişkiyi yansıtmalıdır.

I want to practise, but I am tired. (“Pratik yapmak istiyorum ama yorgunum.”) cümlesinde ikinci bölüm ilk bölümle karşıtlık kurar. I am studying because I have a test tomorrow. (“Ders çalışıyorum çünkü yarın sınavım var.”) cümlesinde ise nedeni açıklar. Her bölümün kendi içinde doğru kurulması gerekir. Cümlenin uzaması özneye, uygun fiil biçimine veya artikele duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmaz.

Bu bağlantıları aşamalı olarak kur. Birden fazla yan cümle içeren uzun cümlelere geçmeden önce iki açık düşünceyi bağlamak yararlı bir başlangıçtır. Yazdıklarını kontrol ederken hem her bölümün dil bilgisi açısından doğru olup olmadığına hem de bağlacın amaçladığın ilişkiyi ifade edip etmediğine bak.

Anlamı gözden kaçırmadan İngilizce gramer nasıl çalışılır?

Günlük hayattan bir amaç seç ve onun için gerekli grameri çalış. Kendini tanıtmak için zamirler, be ve basit isim gruplarıyla pratik yap. Gününü anlatmak için Present Simple üzerinde çalış. Yakın zamanda yaptığın bir geziden söz etmek için Past Simple ile başla. Böylece her yeni yapı bir amaca hizmet eder ve bir cümle eksik geldiğinde hangi bilginin olmadığını daha kolay fark edersin.

Bir kuralı okuduktan sonra kendi hayatına uyan veya senin için kullanışlı birkaç cümle yaz. Özneyi değiştir, olumsuz cümle kur ve soru sor; bunu yaparken hangi kelimelerin değişmesi gerektiğini kontrol et. Ardından örneğin bir alışkanlığı anlatan yapıyla devam eden bir eylemi anlatan yapı arasındaki anlam farkını açıkla. Farkı açıklayamıyorsan yalnızca eke bakmakla yetinme; anlatılan durumu yeniden düşün.

Hatalarını türlerine göre incele. Eksik özne, yanlış fiil biçimi ve eksik artikel farklı açıklamalar gerektirir. Kelimenin görevini anlamadan yalnızca gördüğün yanlışı düzeltmek, daha sonra farklı bir cümle kurmanı zorlaştırır. Aynı yapıya yeni kelimelerle geri dön; onu kısa metinlerde ve ses kayıtlarında da bulmaya çalış.

Kelime bilgisi ve gramer birbirini destekler. Kelime anlamlarını, yazılışlarını ve ses kayıtlarını çalışmak için LuvStudy’nin kelime alıştırmalarını kullanabilir, ardından bildiğin kelimelerle kendi cümlelerini kurabilirsin. Kelime çalışma aracı, serbestçe yazdığın cümlelerin gramerini otomatik olarak değerlendirmez. Bu cümleleri güvenilir bir gramer kaynağıyla karşılaştır veya doğru geri bildirim verebilecek biriyle kontrol et.

Temel kuralları ne kadar anladığını kontrol et

Bu alıştırmalar yazıda açıklanan kuralları tekrar eder. Hem yapıya hem de anlama uyan yanıtı seç. Amaç yalnızca doğru sayısını görmek değildir; yanıtların açıklamaları hangi konuya yeniden bakman gerektiğini fark etmene yardımcı olur.

  1. Doğru fiili seç: My sister ___ at home. (am / is / are)
  2. Belirli bir saatten değil, bir saatlik süreden söz ederken uygun artikeli seç: We need ___ hour. (a / an)
  3. Bu soruyu düzelt: Does he works here?
  4. Şu anda devam eden bir eylemi anlat: Please wait. I ___ a message. (write / am writing)
  5. Bu olumsuz cümleyi düzelt: We didn't went out yesterday.
  6. Yiyecek getirmenin yasak değil, gereksiz olduğunu belirt: You ___ bring food; we have enough. (mustn't / don't have to)
  7. Burada kimin çalıştığını sor: Who ___ here? (work / works)
  8. Doğru zamiri seç: Please send the address to ___. (I / me)
Yanıtlar ve açıklamalar
  1. My sister is at home. (“Kız kardeşim evde.”) Tekil özneyle is kullanılır; fiil, özneyi bulunduğu yerle ilişkilendirir.
  2. We need an hour. (“Bir saate ihtiyacımız var.”) hour kelimesi ünlü sesle başlar, çünkü başındaki h harfi okunmaz.
  3. Does he work here? (“O burada çalışıyor mu?”) Does zaten üçüncü tekil kişi bilgisini taşır; bu yüzden asıl fiil yalın hâlde kullanılır.
  4. Please wait. I am writing a message. (“Lütfen bekle. Bir mesaj yazıyorum.”) Present Continuous, eylemin şu anda devam ettiğini belirtir; hem am hem de writing gereklidir.
  5. We didn't go out yesterday. (“Dün dışarı çıkmadık.”) didn't sonrasında yalın biçim olan go kullanılır; geçmiş biçim went kullanılmaz.
  6. You don't have to bring food; we have enough. (“Yiyecek getirmene gerek yok; yeterince var.”) Yiyecek getirmek gerekli değildir. Mustn't ise yasak olduğunu belirtirdi.
  7. Who works here? (“Burada kim çalışıyor?”) Bu olağan soru özneyi sorar; bu nedenle does eklenmez ve fiil üçüncü tekil kişi Present Simple biçimini korur.
  8. Please send the address to me. (“Lütfen adresi bana gönder.”) to edatından sonra zamirin nesne biçimi kullanılır.

Sırada ne öğrenmelisin?

Açık bir cümle kurabilmek, onu soru veya olumsuz cümleye çevirebilmek ve temel yapıların neden kullanıldığını açıklayabilmek sağlam bir başlangıçtır. Her dil bilgisi terimini hemen hatırlamak zorunda değilsin. Ancak örneğin be ile yapılan bir betimlemeyi diğer fiillerle anlatılan bir eylemden, bir alışkanlığı da devam eden bir eylemden ayırabilmen gerekir.

Bu temelden sonra konuları birer birer genişlet: zamanları daha ayrıntılı incele, farklı bağlamlarda artikel seçimini çalış, yaygın fiil kalıplarını öğren ve daha uzun, bağlantılı konuşmalarla pratik yap. Gramer, anlamlı cümlelerle tekrar tekrar karşılaştıkça kullanabileceğin bir beceriye dönüşür. Bu rehberi başvuru kaynağı olarak sakla ve yeni bir sorunun olduğunda ilgili bölüme geri dön.

Sık sorulan sorular

Konuşmaya başlamadan önce İngilizcedeki bütün zamanları öğrenmeli miyim?
Hayır. Önce be fiilini, basit düz cümleleri, soruları ve olumsuz cümleleri öğren; ardından bugünden, geçmişten ve gelecekten söz etmek için sık kullanılan yapılarla çalış. Daha karmaşık yapıları zamanla öğrenirken bu temelden yararlanabilirsin.
Sadece kuralları ezberleyerek gramer öğrenebilir miyim?
Kurallar bir yapıyı anlamana yardımcı olur, ancak onu kullanmak pratik gerektirir. Cümleleri bağlam içinde oku ve dinle, kendi örneklerini yaz ve bir yapıyı değiştirdiğinde anlamın nasıl değiştiğine bak. Bir kuralı bilmekle konuşurken doğru yapıyı seçmek farklı becerilerdir.
Bu rehberi bitirmek A2 seviyesine ulaştığım anlamına gelir mi?
Hayır. Bu yazı, temel gramer konularını anlatan bir rehberdir; dil seviyeni ölçen bir değerlendirme değildir. Dil seviyesi dinleme, okuma, konuşma, yazma ve kelime bilgisini de kapsar; bu becerilerle gerçek durumlarda neler yapabildiğin önemlidir.